Olmazsa olmaz gizemli bir organ: ''BURUN''... Yüzümüzün tam ortasında, temelde üst solunum yollarının girişi olan, koku almamıza yarayan bir organ. Fonksiyonlarındaki küçük bir eksikliğin sistemde dolaylı olarak bir çok sorunlara yol açtığı bilinen burun, görünüm ve şekilsel olarak da insan psikolojisinde çok etken elbette...
Anatomi olarak burnu yüzden ayrı bir şekilde düşünecek olursak kabaca bir piramit şeklindedir. Altında iki giriş deliği olup ortadan bir seperatörle (septum) ikiye ayrılmıştır.Uygarlığın gelişmesi, seyahat imkânları ve sürâtinin artması ayrıca ırkların bir arada yaşama zorunlulukları (yeni kıtalar, iyi ekonomik yaşam ortamları) insanların bir birine benzeme isteklerini doğurmuştur. Bu arzuların merkezi genelde burun biçimini değiştirme şeklinde gelişmiştir.
Şöyle açıklayalım; dıştan deriyle kaplı olan burun iç kısımda mukoza yani iç deri ile döşelidir. Derinin hemen altındaki yağ dokusunun olduğu bölgede ter ve yağ bezleri, kıl kökleri, damar ve sinirler yer alır. Bunun altında kemik ve kıkırdak gibi taşıyıcı sistemler bulunur. Yani buruna yapılan bir girişim bu sistem ve yapıların arasındaki ilişkinin iyi tanınması, bu sisteme en minimal travmayla yaklaşılması ile başarılı olacaktır...
Buruna göze hoş görünen estetik bir şekil kazandırmak ve bu işlemde başarılı olmak, yukarıda bahsettiğimiz fonksiyonları bilmek ve korumak ile anlam kazanır. Genel anestezi altında ortalama bir buçuk saatlik bir girişimle temel değişikliklerin yapıldığı operasyon, ardından iki gün sonraki tampon çıkarılması, altıncı ve dokuzuncu günlerdeki alçı yada atel değişiklikleri fiziksel süreçlerin yanısıra hastayla psikolojik paylaşımlarla tamamlanır...
Peki ya iyileşme süreci?.. Ameliyat sonrası 2-3.gün tampon çıktığında şişler inmeye, morluklar ise azalmaya başlar. Son olarak alçı yada atel 12. günde çıkarıldığında morluklar en minimal düzeydedir ya da geçmiştir. Asıl final görünüm için 4 yada 6 aylık bir süreci hesaplamakta fayda vardır.İstekler çoğunlukla abartılı olabilir. Ama tecrübeli bir hekim buna alışıktır, hasta tarafından yönetilip yönlendirilmez. Ortak çözüm ise iyi bir hasta hekim ilişkisiyle ve detaylı hekim açıklamalarıyla bulunacaktır. Bu hastanın kendine yaptığı en uzun vadeli ve iyi yatırım şeklinde düşünülebilir... Herkese sağlıklı, mutlu ve kendisiyle barışık günler dilerim. Bu konuda kafanızı kurcalayan şeyler halen mevcut ise plastikcerrah99@gmail.com adresine göndereceğiniz mektuplarınızı beklerim...


















