12 Ocak 2008 Cumartesi

Zamana karşı durmak/ ANTI-AGING...

Gerek cerrahi gerekse medikal uygulanan en son estetik tekniklerin yaşlanmayı oldukca geciktirdiği gerçeği 21 . yüzyıla malolan en önemli gelişmeler arasındadır. Zamanı belki durduramıyoruz ama geciktirebildiğimizi artık ‘’anti-aging’’ sayesinde söyleyebiliriz. Eğer günümüz gen teknolojisine göre yapılan hesaplamalar göz önüne alınacak olursa, doğduğumuz andan itibaren normal sağlıklı ölçülerde yaşam şartlarıyla karşılaşırsak yaklaşık 160 -180 yıl yaşamamız mümkün olacaktır.İşte biz insanları erkenden yaşlandıran sebepleri saptayıp onlarla mücadele etmek ve bu olumsuz şartların oluşmasını önleme çabaları ‘’anti-aging’’in esasını oluşturacaktır.
Bu sebeplerin neler olduğunu ve erken yaşlanmamak için neler yapılması gerektiğini Prof. Dr. Mustafa Rıza Özbek’e sorduk, işte açıklamaları…

*Geçirilen hastalıklar (bakteriyel ,virütik ve mantar enfeksiyonları)
*Alerjiler
*Yanlış ve eksik beslenme
*Yaşanılan çevredeki iklimsel ve radyasyona bağlı olumsuzluklar
*Enflamasyon yani vücudun çoğunlukla dışarıdan gelen bir etkeni gerek etkileyenin kendisini, gerekse etki şeklini yadırgayıp, yabancı kabul ederek verdiği reaksiyonlar.
*Serbest radikaller dediğimiz bazı metabolizma ürünlerinin atılamayıp birikmesi
*Yaşam sürecinin özellikle ikinci yarısındaki hormonal değişiklikler /büyüme hormonu salgılanmasında azalma gibi/
*Sağlıklı sayılamayan yaşam tarzı.
*Vücudun kendini toksinlerden arındırma kabiliyetinin azalması...

Peki bu olumsuz koşullarla savaşmak daha doğrusu bunların oluşmasını engellemek için almamız gereken önlemler nasıl olmalı? Aslında çok zor sayılmaz, şöyle ki:

*Hasta olmayalım. Nasıl mı? Korunarak tabii, bağışıklık sistemlerimizi yüksek seviyede tutarak. Bunun için en basit gereklilikler hareketli olmak, vücut egsersizlerini ihmâl etmemek, bağışıklığı arttıran bitkisel mineral ve vitamin kombinasyonlarını düzenli kürler şeklinde uygulamak, sık sık masaj yaptırarak deri ve derialtı dokularının lenfatik ve kılcal dolaşımını aktif halde tutmak /çünkü lenfatik aktivasyon,bağışıklıktan sorumlu lenfosit denilen hücreler için çok önemlidir/
*Vücudun yabancı maddelere hassasiyeti yani alerji tedavilerini ihmal etmemek.
*Doğumdan itibaren doğal ,düzenli, sadece yeteri kadar beslenerek korunmak mümkün.

Beslenme alışkanlıkları burada çok önemli. Örneğin yağlar. Doymuş yağlardan uzak durmak önemli bir nokta. Zeytinyağı, keten tohumu yağı, somon yağı, Sibirya sedir fıstığı yağı gibi Omega 3 yağ asitlerinden yeterince faydalanmak ki bu Alzheimer, kanser, kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini minimuma indirger. Ayrıca balık tüketirken civa gibi metal içermeyen balık türleri seçilmeli (uskumru, kılıç, istavrit balıkları tercih edilmemeli ). Kırmızı et çok az tüketilmeli. Organik ya da düşük yağ oranlı süt ve süt ürünleri tercih edilmeli. Kan şekerini çabuk yükselten, nişastalı, tatlı, aşırı yağlı kızartma türü yiyeceklere veda etmeli. Günde bir buçuk –iki litre su içmeyi olmazsa olmazlar sıralamasının en başına yerleştirmeli. Taze meyve ve sebze, tam tahıllı ürünler, pirinç, arzu ediliyorsa kabuklu olanı kullanılmalı, katkılı ve konservatif madde içeren besinlere uzanmamak alışverişte ilkemiz olmalı. Keyif verici şeylerden uzak durmak (sigara,alkol vs.) az miktarda Türk kahvesi, birkaç bardak siyah çay, günde dört fincan yeşil çay tüketmek yaşlanmayı geciktiren en önemli faktörler arasında.
Kırmızı dağ meyveleri, böğürtlen, yaban mersini, siyah üzümün özellikle kurutulmuşu yenilirse cilt yapısını etkileyip kırışıklığın önlenmesine yardımcı olur, demek ki; kuru meyve yeme alışkanlığı edinmeli...

Anti-aging konusundaki açıklama ve tavsiyeler bir sonraki yazıda devam edecek. İletişim ve sorularınız için:

Prof . Dr.Mustafa Rıza Özbek
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cer. Ana Bilimdalı Öğretim Üyesi
Tel.: 0 532 272 14 79 /0 312 447 66 99 Faks:0 312 447 44 01
muoezbek@gmail.com

1 yorum:

Adsız dedi ki...

hocam ben KADRİYE.Size bazı imkansızlıklardan dolayı ulaşamadım.hocam bu iş hakkında bilgi almak istiyorum